Şifremi Unuttum
Üye kayıtları durdurulmuştur. Lütfen daha sonra deneyiniz.
  • Fragman
  • Tek Part
  • Alternatif 1
  • Alternatif 2
  • Alternatif 3
  • Alternatif 4
  • Alternatif 5
  • Alternatif 6
  • Alternatif 7
  • Alternatif 8

IMDB:

4 yorum

1.520 views

Kazablanka – Casablanca (1942) – 1080p Türkçe Dublaj Tek Parça Full Film izle
1080p

İkinci dünya savaşında çok direnişli örgütün lideri Victor Lazlow Alman konsantrsayonu kampından kaçarak Casablanca`ya gelir.Amacı Lizbon`a oradanda ABD`ye iltica etmektir.Fakat bütün umutları şans eseri Casablanca`nın en meşhur gece kulübünün sahibi olan Rick`e bağlamıştır.Rick kaçış için gerekli olan pasaportlara sahib olan tek kişidir.Öte yandan Ricky`in Victor`un yakalanması yada öldürülmesi için gerekli nedeni vardır.Victor`un karısı Ilsa Ricky bir zamanlar kendisini terk ettiğine inandığı ve kalbinin derinliklerine gömdüğü büyük aşkıdır

4 yorum bulunmaktadır: "Kazablanka – Casablanca (1942) – 1080p Türkçe Dublaj Tek Parça Full Film izle"
  1. serdar demirkıran Ocak 21, 2017, 9:52 pm

    maalesef film açılmıyor

  2. By_Bora Ocak 21, 2017, 10:50 pm

    yenileriz serdar hocam sorun yok 🙂

  3. By_Bora Ocak 22, 2017, 1:13 am

    9 farkli player eklenmistir.. keyifli seyirler

  4. serdar demirkıran Ocak 22, 2017, 2:08 pm

    “Bir daha çal, Sam. Eski günlerin anısına”.
    “Casablanca” sinemanın başyapıtlarından biri.1989 da “kültürel, tarihi ve estetik olarak önemli” filmler arasında görülerek Amerikan ulusal film arşivinde muhafaza edilmesine karar verillen film, 1943 te 8 Oscar adaylığından “En İyi Film”, “En İyi Yönetmen”, “En İyi Senaryo” dallarında Oscar kazanmıştır. 2002 yılında da tüm zamanların en iyi aşk filmi seçilmiştir. Ancak, üzerine pek çok kitap yazılan, eleştirmenlerce üzerine yazılmadık, söylenmedik söz bırakmadıkları film II. Dünya Savaşının sürdüğü ve daha kimin kazanacağının belli olmadığı bir zamanda çekilmiş olmasıyla sadece bir “aşk filmi” değildir. Çekim esnasında her gün senaryosuna eklemeler ve çıkarmalar yapılarak çekilen film, bilhassa final sahnesininde Humprey Bogart dışındaki oyuncuların filmin sonunun ne olacağını bilmemesi nedeniyle çok başarılı oyun verdikleri de belirtilmektedir. Sinemanın icadından yaklaşık elli yıl sonra çekilen bu film, üzerinden 75 yıl geçmesine ve filmi gerçekleştiren kişilerin hiçbirinin yaşamıyor olmasına rağmen unutulmamış,zirveden hiç inmemiştir. Film, Nazizm karşıtı görüşünü sergileyen pek çok siyasi sembol ve alt okuma metinleriyle doludur. Her seyredişte farklı özellik ve anlamlarını bulduğumuz bu özelliklerden elimden geldiği, dilim döndüğünce bahsetmek isterim.
    1942 yapımı olduğuna inanmanın güç olduğu film bize izleyeceğimiz öykünün ön anlatımıyla başlıyor; “İkinci Dünya Savaşının yaklaşmasıyla tutsak Avrupa’daki gözler, umutla veya umutsuzlukla Amerika’daki özgürlüğe çevrilmişti. Lizbon, gemi kaynayan bir liman oldu. Ama Lizbon’a ulaşmak o kadar kolay değildi. Göçmen kafileleri ıstırap içinde, dolambaçlı yollardan ilerliyorlardı. Paris’ten Marseilles’e, Akdeniz’den Oran’a. Oradan da trenle, arabayla ya da yaya olarak Afrika kıyılarından Fas’ın Casablanca şehrine. Burada talihli olanlar, para, ısrar ya da şansları sayesinde çıkış izni alıp, Lizbon’a koşuyorlardı. Ve Lizbon’dan ver elini Yeni Dünya. Kalanlar ise, Casablanca’da bekliyorlar. bekliyorlar, bekliyorlar, yine bekliyorlar.”
    Filmde anlatılan aşkın simgesel olduğu Rick ve Ilsa nın aşkının, Amerika ve Avrupayı simgelediği alttan alta hissettirilmektedir. “Özgür Fransa” ya ise filmde pek çok gönderme yapılıyor, daha filmin başlarında evrak eksiği olduğundan polisten kaçan kişinin Alman işgalinde Fransa’da kurulan Vichy Fransa’sı hükümeti başkanı Mareşal Philippe Petain’in afişi önünde vurulması, elinde de De Gaulle’ün Londra’da kurduğu direniş örgütünün simgesi olan Lorraine Haçı”nın olması filmin Nazi karşıtı tavrını net bir şekilde gösteriyor.Bu haçı daha sonra Rick’in gece klübünde Victor Laszlo’ya kendini tanıtmak isteyen Berger isimli kişinin gösterdiği yüzükte görürüz.
    İki Alman asker öldürülerek, onlardaki iki taransit geçiş vizesi kayıptır. Rick’in yerine gelen Ugarte vizeleri kendi adına saklaması için Rick’e verir, kendisi tutuklanır. Ilsa kocası Victor’la Rick’in yerine gelir ve piyanist Sam’den “As Time Goes By / Zaman İlerledikçe” yi çalmasını ister, Sam istemeye istemeye razı olur. Ilsa’nın onu ve Rick’i daha önceden tanıdığını öğreniriz. Müzik yayılır…
    You must remember this / Bunu hatırlamalısın
    A kiss is still a kiss / Bir öpücük hala bir öpücük
    A sigh is just a sigh / Bir iç çekme hala bir iç çekme
    The fundamental things apply / Anlamını bulur herşey
    As time goes by / Zaman ilerledikçe
    And when two lovers woo / Ve aşıklar kur yaparken
    They still say: “i love you” / Hep ”seni seviyorum” derler
    On that you can rely / Sakın inanmamazlık etme
    No matter what the future brings / Geleceğin ne getirdiği farketmez
    As time goes by / Zaman ilerledikçe….
    Rick hışımla gelir ve Sam’e bunu söylememeni ister.
    Bar kapandıktan sonra Rick geçmişi hatırlar, Ilsa ile olan ilk tanıştıkları zamanı Ilsa hep “Geçmişe dair soru sormak yok” demiştir. Viktor’un ölüm haberini alan Ilsa’nın yalnızlığını Rick’le geçirdiğini, Viktor’un yaşadığını öğrendiği anda da Rick’i terk ettiğini öğreniriz. Tren garında yağmur altında Rick tek başına elinde Ilsa’nın gelemiyeceğini bildiren mektubuyla kalışına şahit oluruz. Filmde simgeler devam eder; Rick, Ilsa’ya Paris’in işgali sırasında “Sen mavi giymiştin, Almanlar gri” derken, Fransız bayrağının “özgürlük” rengi olan maviye atıfta bulunduğunu, Ilsa’nın da “Evet o kıyafeti bir kenara attım, Almanlar giderken tekrar giyeceğim” demesi, özgürlük için mücadeleye devam edeceğiz demekti. Rick’in yerinde Almanlar kendi marşlarını söylemeye başlayınca, içeri giren Victor hemen Fransa marşıyla karşılık vermek ister, müzisyenler önce Rick’e bakarlar, burada Amerika savaşa girmezse Avrupa’nın zafere ulaşamayacağı vurgulanmaktadır. Rick onay verir ve hep bir ağızdan “La Marseilles”i söylemeye başlarlar, Strasser hemen barın kapatılmasını ister.Akşam Ilsa gelir, Rick’e / Amerika’ya “transit geçiş mektuplarını Viktor’a vermesi / savaşa girmesi” için adeta yalvarır. “Bir kadın / (Avrupa) seni üzdü diye, sen tüm dünyadan intikam alıyorsun” der. Ilsa, Rick’i silah dahil her yolla tehdit eder, hiçbiri iş görmeyince Rick’in kendisine olan eski günlerdeki zaafını kullanır, Rick, Ilsa’nın hep Viktor’un olacağını artık anlamıştır. Rick / (Amerika) her ne yaparsa yapsın Ilsa / (Avrupa)’nın asla kendi çizgisine girmeyeceğini, kendisinin olamayacağını kabullenmiştir. Victor’da, Rick’e “mektupları bana verme ama Ilsa’yı/ (Avrupa)’yı kurtar” der. Rick/(Amerika) yardım planın devreye sokmuştur artık, transit geçiş belgelerini onlara verecektir. Havaalanında Victor ve Ilsa’yı uçağa bindirirken alana gelen Binbaşı Strasser / (Almanya), Pearl Harbour yenilgisiyle savaşa giren (Amerika) / Rick’e silahını doğrultuyor / savaş ilan ediyordu ancak kaybeden kendisi oluyordu. Rick /(Amerika) onu vuruyordu.Uçak havalanarak Ilsa ve Victor’u Casablanca’dan özgürlüğe uçururken, Yüzbaşı Renault / (Fransa)’nın gelen polislere “Her zamanki şüphelileri tutuklayın” demesi ve Rick’e / (Amerika)’ya “ sadece duygusal değilsin, vatansever de oldun” demesi, Amerikanın savaşa dahil olmasını anlatıyor. Artık Fransa’daki hükümetin bittiğini de elindeki Vıchy şişesini çöpe atarak gösteriyor. Rick’in / Amerika’nın da “Louis.. sanırım bu iyi bir arkadaşlığın başlangıcı olacak” sözü Amerikanın, kendi bağımsızlık savaşındaki yardımları için Fransa’ya bir teşekkürü oluyor adeta.
    Bu bahsettiklerim üzerine filmi bir kez daha izlerseniz, gizli ajanların, vatan hainlerinin, Nazilerin ve Fransız direniş örgütü üyelerinin kol gezdiği Casablanca’da geçen hikâyenin sadece yaşanan umutsuz bir aşktan ibaret olmadığınının daha iyi anlaşılacağını düşünüyorum.
    Filmde bazı ilgi çekici diyaloglarda var.
    Yvonne- “Dün gece neredeydin?”.
    Rick- “Çok zaman geçti hatırlamıyorum”
    Yvonne- “Bu akşam seni görebilecek miyim?”.
    Rick- “Şimdiden akşamın planını yapmam” sözü…

    Rick’in Sam’e “Onun için çaldın, benim içinde çalabilirsin. O dayanıyorsa ben de dayanırım” der.

    Ilsa’nın Rick’e “Dünya harabeye dönerken, biz aşık olmakla uğraşıyoruz” sözü dikkat çekiyor.

    Yazım uzadı, kusura bakmayın. Bilhassa benim vazgeçemediğim film olan “Casablanca” söz konusu olunca sözüm bitmedi. Nerede hangi şartta denk gelirsem, ayrılamayıp, oturup sonuna kadar defalarca izlediğim bir filmdir.Yapım yılının çok ötesinde olan, kusursuz yönetim, kamera, müzik ve unutulmaz oyunculuklar içeren, bilhassa İngrid Bergman’ın sinema tarihindeki en güzel halini gösteren bu muhteşem filmi, görmeyenin olmadığını düşünerek, her seyredişte farklı bakış açısıyla farklılıklar bulacağınız ve daha da bağlanacağınız filmi tekrar seyretmenizi öneririm. Yazımında bu yönde bir katkısı olursa bu da beni mutlu kılar. Ama, Bergman hakikaten çok güzel…


Otukenim Online Film izleme Adresiniz