Şifremi Unuttum
Üye kayıtları durdurulmuştur. Lütfen daha sonra deneyiniz.
  • Tek Part
  • Alternatif 1
  • Alternatif 2
  • Alternatif 3
  • Alternatif 4
  • Alternatif 5

IMDB:

1 Yorum

1.215 views

Kelebek – Papillon (1973)  – 1080p Türkçe Dublaj Full Film izle
1080p

Henri Channiere’nin romanından uyarlanan bu film ihtilalden sonra hapis cezasına çarptırılan bir grup Fransız mahkumun yaşadıklarını anlatan etkileyici ve dram yüklü bir macera. Fransız Guyana’sındaki kaçışı olmayan bir adada ki hapishaneye gönderilen kelebek lakaplı Henri “Papillion” Charriere (Steve Mcqueen) sürekli olarak kaçmaya çalışmaktadır ve bu çabaları başarısız olur. Oda bundan asla vazgeçmeyecektir. Burada tanıştığı Louis Depo (Dustin Hoffman)’la oluşan dostluklarıyla birlikte onunda yardımını alan Henri hapishanenin vahşi kurallarına karşı daha büyük bir azimle mücadelesine devam eder.

1 yorum yapılmış "Kelebek – Papillon (1973) – 1080p Türkçe Dublaj Full Film izle"
  1. serdar demirkıran Şubat 4, 2017, 9:50 am

    “Bir insanın şeytani oyunlara karşı gösterdiği direnç, onun gerçek karakterini ortaya çıkarır”…
    “Kelebek” sinema tarihinde bir insanın özgürlük mücadelesini anlatan en önemli yapımlarından. Adeta özgürlüğe adanmış bir film. Bir insanın kendisine uygulanan her türlü zulme karşı direnişinin, teslim olmayışının filmi. İstisnasız tüm sinemaseverlerin görmesi gereken bir film. Sadece En İyi Müzik dalında Jerry Goldsmith’in Oscar adaylığı bulunan filmin, daha sonraki değerlendirmelerde ödül törenlerinde fazlasıyla göz ardı edildiği, görmezden gelindiği yorumları yapılmıştı.
    Fransız mahkum Henri Charrière’in kendi başından geçenleri, özgürlüğüne kavuştuktan sonra kaleme aldığı ve çıktığı dönem çok satanlar listesinden inmeyen “Papillon” adlı romanından uyarlanan filmin yönetmeni Franklin J. Schaffner.Filmin vuruculuğunu gösterebilmek ve karakterleri daha net çizebilmek için öyküyü anlatmam gerekiyor. Adadan kurtulan birinin kaleme aldığı bir öykü olduğundan herkes sonunu biliyor ama detay anlatım yapacağımdan filmi halen izlememiş olanların filmden sonra yazımı okumalarını rica ederim. Henri “Papillon” Charièrre (16.11.1906-29.7.1973) (26 Ekim 1931 yılında Paris’te cinayet suçundan tutuklanmış, bu suçtan Fransız Guyanası’nda ömür boyu kürek mahkûmiyetine çarptırılmıştır ve 13 yıllık kaçış mücadelelerinden sonra özgürlüğüne kavuşmuştur. Daha sonra Venezuela vatandaşı olmuş, orada da tüm mahkûmiyet hikâyesini kendi lakabını taşıyan “Kelebek” adlı kitapta yazmıştır.) gerçek hayatta yaşadığı her an ölümüne kadar masum olduğunu iddia etmişti ve filmde onu bir suçludan çok son derece güçlü, kararlı ve en önemlisi iyi bir insan olarak anlatıyor genellikle. Fransız Guyanası’nda geçen öykü aynı zamanda iki insan arasındaki dostluk ve arkadaşlığada bir övgü aynı zamanda ama ön planda hep özgürlüğe kaçış var. Film, Fransa’da mahkum olarak, Fransız Guyana’sına sürgüne gönderilecek olan mahkumlara hapisane müdürünün “Şu andan itibaren Fransız Guyana’sı ceza evleri idaresinin malısınız. Aldıkları cezalar sekiz yıl ve üstü olanlar mahkumiyet sürelerini tamamlayıp tahliye olduklarında asıl ceza süreleri kadar bir süreyi Guyana’da işçi ve koloni vatandaşı olarak geçireceklerdir. Fransa’ya gelince, ülke sizi başından attı. Fransa hepinizi buraya gönderip sizzden kurtuldu. Fransa’yı unutun ve mahkum kıyafetlerinizi giyin” sözleriyle başlıyor. Henri “Papillon” Charièrre suçsuz olduğunu söyleyen, cinayetten müebbet hapis cezasına çarptırılarak, cezasını çekmek üzere Fransız Guyanası’na gönderilen bir mahkumdur. Bindirildikleri gemide Fransa’nın en ünlü kalpazanı, Louis Dega’yla tanışır ve aralarında yıllar boyu bitmeyecek bir dostluk oluşur. Dega başlarda Papillon’a güvenmez ama onu tanıdıkça ve gelişen olaylarda karakterini gördükçe arkadaşlığı gelişir. Adaya geldiklerinde hapisane müdürü “Mahkumları olduğunuz ve kaçışı imkansız Fransa guyana’sı sürgün adasına hoş geldiniz. İlk kaçış teşebbüsünüzde mevcut cezanıza iki yıl hücre hapsi eklenir. İkincisinde ise beş yıl daha, daha ciddi suçlar işlerseniz göreceğiniz muamele giyotin olur. Söylediklerimize harfiyen uyarsanız, çekeceğiniz acı hak ettiğinizden az olur” diye gözdağı verir.Haksız yere müebbet olan Papillon’un aklındaki:tek düşünce kaçmaktır. Hapishane şartları çok kötüdür. İlk kaçışı Dega’yı bir gardiyandan kurtarırken gerçekleşir. Ama tekne için anlaştığı adam onun hem parasını alır, hem de kelle avcılarına yakalatır. İki sene hücre cezasına çarptırılır. Beş adımlık bir hücrede, çok az bir yemek verilmektedir, kimseyi görmemekte ve konuşamamaktadır. Dega, ona güçsüz kalmasın diye günde bir hindistan cevizi gönderir ama bu durum bir süre sonra ortaya çıkar. Kim gönderdi diye sorgulanır ama söylemez.Yemeği yarıya indirilir. Bütün zorluklara rağmen hindistan cevizini kimin gönderdiğini söylemez. Sadece emirle kafalarını kapıdaki delikten dışarı çıkardıklarında diğer mahkumları görebilirler. Hücreye ilk geldiğinde bir mahkumun kendisine “nasıl görünüyorum?” dediğine şahit olduğumuz Papillon’da artık kendiside diğer mahkumlara sormaktadır “nasıl görünüyorum?”diye, aldığı “iyi görünüyorsun” cevabı ile gerçekte ne halde olduğunu anladığı bu sahnede gözlerin yaşarmaması imkansız. İkinci kaçışında Papillon; Dega ve Maturette isimli başka bir mahkumla kaçar, başarılı olurlar. Kaçışlarında Cüzzamlılar Adası’ndakilerden yardım görürler. Venezuella’ya kadar ulaşırlar. Burada 2 arkadaşı yakalanır. Kelebek ise kaçarken yerlilerin yaşadığı bir köye gelir. Ve uzun süre burada yaşar.Buradan da ayrılmaya karar verir fakat sığındığı bir manastırda başrahibenin ihbarıyla yakalanır.Fransız Guyanası’na iade edilir.5 yıl hücre cezası daha alır.Çıkınca arkadaşı Dega’nın da bulunduğu Şeytan Adası’na gönderilir. Bu adadan ayrılmanın tek yolu teknedir. Bu yüzden adada sıkı güvenlik önlemleri yokturve zaten adadakilerde ileri yaştaki mahkumlardır. Eğer kaçan olursa bu için çaresine köpekbalıkları ve gelgit bakacaktır. Fakat Dega yaşadıklarından akıl sağlığını yitirmiş gibidir.Papillon ise çeşitli denemelerden sonra hindistan cevizlerini bir torbaya doldurup yaptığı torbadan sal ile adadan kaçacaktır.Bir kaç deneme sonrasında dalgaların,altıncı dalga sonrasında açık denize çekildiğini gören Kelebek, kayalıklardan aşağıya kendini bırakır, arkadaşı Dega ona hayranlıkla arkasından bakarken.Filmin sonunda salla uzaklaşırken bağırır: Hey you bastards, I’m still here. / Hey ! Sen Piç… Ben hala buradayım..”
    Romanını okuyanların, romanı daha fazla beğendiği film, bazı gereksiz ve romanda olmayan sahneler içermesine “timsah yakalama sahnesi gibi” rağmen, iki büyük oyuncunun müthiş performanslarıyla unutulmazlar arasına giriyor. Bilhassa Steve McQueen en başarılı tiplemelerinden birini gerçekleştiriyor filmde. Kişilerin hapishane önceki yaşamlarına fazla değinilmeyen filmde, Papillon’un gördüğü rüyasında yargıcın “Senin suçun bir insanın işleyebileceği en büyük suç. Seni hayatını boşa harcamakla itham ediyorum” demesi ile onun özgürlük mücadelesi ile pek bağdaşmıyor, önceki yaşantısını bilmediğimizden. Son sahnede ise; hayatı artık bu şekliyle kabullenenle, sonuna kadar direnen iki kişinin uçurumun başındaki buluşmasına tanık oluyoruz. Üzerine mahkum elbisesi giydirilen ancak asla tutsak edilemeyen özgür bir ruhla, bu cesareti gösteremeyen, yenilen ve kendisine verilen yaşam şeklini kabullenen kişinin vedalaşma sahnesi çok etkileyici. Susuz, yiyeceksiz sadece özgürlük için okyanusa açılmak başka nasıl açıklanır ki.. Mutlaka izleyin, en iyi hapishane filmleri arasında da zirvede gösterilen bu film, hafızanızdan kolay kolay silinemeyecek. Romanını okumanızı da öneririm. Kaçırılmaması gereken filmlerden…


Otukenim Online Film izleme Adresiniz